|
|
June 03
Konuşulan konu uzatsam sana ellerimi tutarmısın?
super bşy yaaaaa
uzatsam sana ellerimi tutarmısın?
|
    
*** Gelirmisin *** Merhaba uzaklardaki yürek, merhaba Uzatsam sana ellerimi tutar mısın?. Açsam yüreğimi sevgi ile. Bir ümit bir özlem dolu kalp Al desem alır mısın?. Bırak uzakları yakın olsun. Gir şu virane gönlüme desem Tereddüt etmeden girer misin?. Ne kaşın ne gözün ne fark eder. Güzel çirkin de olsan... O duygu dolu yüreğinde Manalı bakan gözlerinde, Bir sayfalık yer ver desem Verir misin?. Susuz bu yürek susuz, Kurumuş çöller gibi kurak Gel şu gönlüme yağmur ol desem
Sağnak sağnak yağarmısın?
   
   
Kararlıyım bu gece senin olmaya
geldim Sen kimi seversen sev
Kimi istersen iste benim senden başka
Çıkar yolum yok seni istiyorum..
Dinle kalbimim sesi sana ne diyor...
Elimde kalmış sevda sözcüklerini
Sana nasılda söylüyor.cesaretim var
Söylemeye dair ne varsa gelişine
Bel bağladı kalbimin senli yanı..
Sabahları bekliyor güneşim gelsindiye.
O sensin sevdim ötesi yok.
Kendimi hiç bu kadar huzur içinde
Hissetmedim sevdiğim...
Sen bu yüreğin limanına demir attığın günden
Beri..anlatmaya sözler az kalıyor bilesin
Aşk ne isterdim biliyormusun?
Kuş olsam yanına uçsam gelsem.
Seni nasıl özlediğimi biliyorsun
Ama inan yaram daha da derin..
Özledim ağladım akan yaşlarım senin için
Sana feda olsun.
Sen onlardan da kıymetlisin
Akan yaşlarımı ellerimle tutuyorum
Her damlasında sen ve senin özlemin var diye
Düşürmüyorum yaşlarımı yerlere...
Sana kıyamam biliyorsun
KALBİMİN TEK SAHİBİSİN...
Şafak vakti yağan bir çiğ tanesi kadar masum, Gün batımında denizlerden esen rüzgar kadar çılgın, Ve okyanusun derinliklerindeki bir
inci tanesi kadar özelsin...
SENİ SEVİYORUM.. 
ACISIZ AGRISIZ BiR SEVGi iSTiYORUM
AYRIYKEN YANIMDA OLDUGUNU
HiSSETMEK iSTiYORUM
HER AN SENi DUSUNUYORSAM
SENiNDE BENi DUSUNMENi iSTiYORUM
BENiM SEViNC VE UZUNTULERiME
ORTAK OLMANI iSTiYORUM
YASAMADIGIM DUYGULARI iLK
SENiNLE YASAMAK iSTiYORUM
DERT ORTAGIN ESiN DOSTUN
SADECE BEN OLMAK iSTiYORUM
KULLERiNDE UMUT ARAMAKTANSA
SEVGiYE BiTMEDEN ONCE
GEREKEN DEGERi VEREBiLMELi
|
Konuşulan konu .!.!.!
.!.!.!
HAYAT
Keşke hayatta bir defter, bir kağıt parçası gibi insaflı olsaydı.
Keşke hayatta da defter gibi istediğimiz zaman boş, temiz bir sayfa açabilseydik.
Tüm yaşananları silip yeni baştan yazmak,
yaşamak,
yaşarken beğenmediğin yerleri karalayıp yeniden ele almak mümkün olsaydı.
Defter gibi hayatta da istediğimiz yerden yaşamaya başlayabilseydik nerden başlardık acaba.
Bir masal yazar gibi yazabilseydik hayatı ilk cümlemiz,
ilk yaşayacağımız ne olurdu.
Neleri hep kullanır neleri hiç kullanmazdık
yada ne kadar özen gösterirdik hazırlarken.
Nasıl defterin ilk başlarında mükemmel,
harika bir özenle değişen her sayfanın boş temiz sayfanın büyüsünün yerini çekilmez bir duygu nefret alıyorsa
hayatımızı yazarken de
sonlara yaklaştıkça bıkar mıydık?
En önemlisi de defterin son yaprağını en son temiz sayfasını yazarken
hissettiğimiz buruk tebessümü
hayatımızın son anındada yaşayabilecek miyiz?
Yoksa son anda kaçmak mı isteyeceğiz.
Yaşadıklarımızı, kendi yazdıklarımızı istediğimiz her şeyi yapmamıza rağmen bu sondan kaçacak mıyız yine.
Hep daha bitmemişti mi diyeceğiz.
Deftere benzetmek istediğimiz hayatı
defter gibi bitirebilecek miyiz??
_RABİA_
GİTME..
 Gitme ceylan bakışlım, Bırakma beni buralarda, İçime henüz doğmuşken, Ay ışığı gözlerin, Beni buralarda sensiz bırakma,
 Gitme , sevda pınarım, Bırakma beni buralarda, Henüz bir yudum içmişken sevdandan, Yine çöllerde serab aratma,
 Gitme, selvi boylum, Gitme aşığınım, Henüz bulmuşken seni, Sensizliğin senlerini aratma,
 Gitme gün ışığım, Gitme beni gecelere atma, Sensiz günler karanlıkken Geceleri ağlatma,
 Gitme yağmurum,çiğtanem, İçime nazlı nazlı yağan, Kar tanem gitme, Gitme tomurcuk gülüm, Gitme bir tohumda bin açan,
 Gitme damarda kan olup akan, Gitme bende hayat bulan, Bana ölümü yazma, Ölümü yazdırma,
 Gitme sebeb-i hayatım, NE OLUR,
NE OLUR GİTME.
-RABİA-
Ölsem, Ölüp gitsem mesela, Nasıl öldüğümü bilmeden, aniden. Sen gelirsin aklıma yine... Ölüp gittiğime değil de Seni burda yapayalnız, bensiz Koyup gittiğime yanar, yanar içim... Sen aklıma gelince Sessizce akar süzülür gözyaşım. Sevdiğim, yoldaşım, aşkım... Burkulur yanar içim...
(= RABİA =)
Sorma Bana "Hangi Aşk" Diye AŞK… Namlusu kalbime doğrulmuş… Tetikte bekler… Barut değil, gül kokusudur sızan… Ya Rabbim!… Senin sevdiğindir sevgilim… Düşmanın; düşmanım! Bu, benim inancim… Ve aşkım… “Yaratılanı sevmek; Yaratandan ötürü…” Sevebilmek… Sevgiyi Yaratandan ötürü… Derviş; aşk adamı… Dergah; aşkhane… Ibadet; sevgiliye muhabbet… Su nasıl kaynar gönül ateşiyle?… Çiçeklerin zikri nasıldır ve kimler duyar? Ve
Ferhat’ın dağları erittiği ateş, şirin’in aşkından ibaret midir? Sorma bana “Hangi aşk?” diye… Ve aşktan korkma! Bir göz açıp kapayıncaya kadarsa ömür… Aşk sonsuz olmalı… “Aşk nasıl sonsuz olur?” Bunu sormalı… Aşk… Namlusu kalbime doğrulmuşş… Tetikte bekler… Barut değil, gül kokusudur sızan… Gül kokusu; Bulur doğruyu… Namlu kalbime dayanmış… Sorma bana “Hangi aşk?” diye… Ve tetik; Titrer durur “Allah” diye…
»-(¯`v´¯)-» (_RABİA_) »-(¯`v´¯)-»
Hayat; Bir yaşam öyküsüne katlanılamayacak kadar uzun! Bir gülümseyişe, bir kıpırdanışa, bir dokunuşa vakit ayıramayacak kadar kısa!
Hayat; Her anını dibine kadar yaşamaya çalışmak için nefes nefese koşturmayı göze alacak kadar dolu, Bütün yaşadıklarının sadece bir hayal olduklarını hissettirecek kadar boş!
Hayat; Koskoca ömürde "bir yalnız gün daha nasıl geçecek, şu saatler nasıl bitecek" diye şikayet edebilecek kadar muamma! Göz açıp kapayıncaya kadar geçen sürede nihayete erebilecek kadar da basit!
Hayat; Senin tek bir "evet" inle başkalarına bölüştürüp sunabileceğin, nefes alıp verişlerinle "paylaştırabileceğin" kadar hayret verici ve cömert! Tek bir "hayır" ınla herşeyi mahvedebileceğin, yok edebileceğin kadar da cimri ve densiz!
Hayat; Gerçek yaşam öykülerine katlanabilecek gücü bulup, bulaştırıp, daha da büyüğünü oluşturabilecek kadar heybetli ve zor, Her şeyden vazgeçip "yaşama veda etmeyi isteyecek" kadar da güçsüz ve zayıf!
Hayat; Sevmeyi bilecek, bilmiyorsa öğrenecek tadacak, sunacak, paylaşacak ..ve böyle sevgilerle, bütün sevgileri çoğaltabilecek kadar anlam'lı... Nefreti seçip, sıçratmak, sıçrattıkça da o pisliğe bulaşacak kadar anlam'sız...
Hayat; onu kısaltmanın haksızlık olduğunu anlatacak kadar öğretici, Bir daha bulunmayacak, aşınmayacak kadar "tek"...
Yani Yaşama(TEK) hakkın!
Ve son söz “yaşatmak” da senin hakkın!!!...
»-(¯`v´¯)-» (_RABİA_) »-(¯`v´¯)-»
LÜTFEN EMEGE SAYGI GÖSTERELİM EN AZINDAN Bİ YORUMÇOK MU ZOR BİŞİ???
|
CANDOST
SAYGI VE SEVGİLERİMLE

|
 
|

BELA VE İMTİHAN
Belâ;nın sözlük anlamı, denemek, yapmak, bitkin hale getirmek demektir. İmtihan için başa gelen musibete de belâ denir. Elbisenin eskidiğini ifade etmek için de bu kelime kullanılır. Denenmek veya bir sınamaya uğramak insanı yıprattığından dolayı ;belâ; kelimesiyle ifade edilmektedir. Kur;an-ı Kerim'de daha çok denemek, sınamak, imtihan etmek anlamlarında kullanılmaktadır. Aynı kökten gelen ;belaya; Türkçedeki belâ ve musibet anlamına gelir. Terim anlamı; Gerek darlıkta ve gerekse genişlikte insanın denenip imtihana tâbi tutulması, imtihan maksadıyla başa gelen musibet ve meşakkat bulunan olay demektir. Başa gelen belâlar, musibetler birer deneme ve sınama olduğundan ve insanı çeşitli biçimlerde eskitip yıprattığından dolayı, başa gelen olaylara ;belâ; denmiştir. Bu bakımdan, dinin emirleri ve yasakları, çeşitli yönleriyle belâdır. Râgıp el-İsfahanî, bu yönlerin bazılarını şöyle belirtir: 1) Bazıları bedene zorluk verdiğinden, 2) İnsanların içindeki hayırlıları şerlilerden, temizleri kirlilerden, mü;minleri münafıklardan ayırmak için bir deneme, sınama vasıtası olduklarından. Nitekim Kur;an;da şöyle buyrulmaktadır: ;Sizden mücâhidleri ve sabredenleri bilelim (ortaya çıkaralım) diye sizi deniyoruz.; (Muhammed: 47/31) 3) İnsanlar şükretsinler diye sevinçlerle ve nimetlerle, sabretsinler diye de zorluklarla denenirler. İnsanların bu şekilde denenmesi de belâdır. Nitekim Hz. Ali (r.a.): ;Kimin dünyası genişletilir de, bunun bir imtihan olduğunu bilmezse, o kişi akıldan yoksundur.; buyurmuştur. Yani, kişi başına gelen bolluğun da darlığın da Allahtan bir deneme vasıtası olduğunu bilmeli ve ona göre davranmalıdır. Dinin emirleri bir bakıma sınamadır. Çünkü bazı dinî emirler insan bedenine zorluk verir, insanların iyilerinin ve kötülerinin ortaya çıkmasına sebep olur. Şükredenler veya nankörlük edenler bununla belli olur. Zorluklara kim sabredecek, nimetlerin değerini ve sahibini kim bilecek? Bütün bunlar bir ;belâ;dır/sınamadır. İnsanlara verilen nimetler bir deneme amacına yöneliktir. ;Yeryüzünün zinetleri (süsleri) insanların denenmesi içindir.; (Hûd: 11/7) Hayat ve ölüm, doğma ve yaşama birer sınamadır. Rabbimiz, herkese farklı şeyler, farklı nimetler, farklı yetenekler vermiştir. Her bir insan farklı bir imkâna sahiptir. Herkes kendine göre bir iş yapar veya mesleği yerine getirir. Aralarında müslüman olanı vardır, müslüman olmayanı vardır. Ancak Rabbimiz bütün insanları onlara verdiği nimet, kabiliyet ve imkânlarla denemektedir. Allah (c.c.) verdiklerinin karşılığını kulluk ve şükür olarak ister. Her bir nimetin teşekkür borcu, her bir kabiliyetin sorumluluğu vardır. Rabbimiz kişilere ve toplumlara bazen sıkıntı verir, bazen musibetler gönderir, bazen zorluklara ve darlıklara düşürebilir. Bunun sebebi onların akıllarını başlarına almalarını, yanlış yolda olanların düzelmelerini ve isyan içerisinde olanların Allah;a itaate dönmelerini sağlamaktır. Bazen de müslüman kullarına sıkıntı, musibet veya zorluklar verir, onları sabırla dener. Böylece onların daha çok sevap kazanmasını, derece yönünden daha çok yücelmesini sağlar. Rabbimiz bütün insanları dener. Herkesin denenme şekli, imtihanı ve araçları farklı olabilir. İyi insanlar sabırla ve Allah;ın dinine yardımla; kötü insanlar hidayete, iyiliğe, Allah yoluna dâvetle sınanırlar. Başına ;belâ;nın, yani imtihanın nereden geldiğini anlayanlar onun gereğini yaparlar. Böyle bir denemenin karşısında mü;min olanlar sabreder, Rablerine tevekkül ahlâkı kuşanarak O;na teslim olurlar. | | |
Belâ gelmez kula Hak yazmayınca Hak, belâ vermez, kul azmayınca. Doludur belâyile ucdan uca cihân Kimdir ki anun belâsuna olmaya mübtelâ. Olaydı olduğu hâle rızâsı insanın Bu rütbe olmaz idi çok belâsı insanın. Zenginlikle övünenin, aldanma dünyasına. 'Dünya benim' diyenin, gittik dün yasına. Belâsız bal olmaz. Belâ çekmeyince bal yenmez. Belâya sabır gerek. Zahmet olmadan rahmet olmaz. Kul bunalmayınca Allah yetişmez. Dünya, ne seçim, ne geçim dünyasıdır; dünya, bugün var yarın yok, imtihan dünyasıdır. Dünyada eken ahrette biçer. Dünyanın üstü varsa altı da var. Herşeyi sırf Allah'ın rızâsı için yapan ve bu yolda vecde gelerek kendinden geçen kul, belâyı hissetmez. Hakk'ın rızâsına uygun düşen belâ, kulun sevgisini artırır. Hiçbir belâ yoktur ki, ondan daha baskını olmasın. (Hz. Ebu Bekir r.a.) Altın, ateş ile; iyi kul da belâ ve musibet ile tecrübe edilir. (Hz. Ali r.a.) Başkalarının acılarından, geçmiş felâketlerden ders alanlar, gerçekten mutlu kişilerdir. (Hz. Ali r.a.) Geçirilen en kötü denemeler/musibetler, en yararlı olanlardır. İnsanları egemen oldukları zamanlarında denemelidir. Çünkü kötünün kötülüğü ile, iyinin iyiliği o zaman ortaya çıkar. Altın madeni, kızgın ateşte eritilerek yabancı maddelerden arındırılır ve böylece saflaşır, hâlis hale gelir. Belâ ve imtihanlar da gönüllerin temizlenip arınması hususunda aynı etkiyi yapar. Belâ, nimet karşılığıdır. Kimin üzerine Allah;ın nimeti çok ise, ona verilen belâ/imtihan da o nisbette çetin ve zorludur. Hastalık ve belâlar, mü;minin günahlarının keffâretidir. İnsanlar, başlarına gelen belâ ve musibetleri ondan daha büyükleriyle kıyas etselerdi, şüphesiz belâların bazısını âfiyet kabul ederlerdi. Peşinden büyük ve sürekli bir lezzetin geleceği bir sıkıntıya katlanmak, sonunda büyük ve sürekli bir sıkıntının geleceği küçük bir lezzetten daha hayırlıdır. Belâ/imtihan bir basiret gözlüğüdür; onun sayesinde kalp gözü kör olan niceleri daha iyi görmeye başlar.Elden gidene üzülmemeli, ele girene fazla sevinip şımarılmamalıdır. Allah;tan gelen her şeye râzı olunmalı ve ibret alıp ona göre davranılmalıdır. Kahrın da hoş, lütfun da hoş! diyebilmelidir. Kim Allah;a sahip o neden mahrum; Kim Allahtan mahrum o neye sahip?

| | |
   
MEHMET
CANDOST
ASKISINA
April 11
Alıntı
.!.!.!
HAYAT
Keşke hayatta bir defter, bir kağıt parçası gibi insaflı olsaydı.
Keşke hayatta da defter gibi istediğimiz zaman boş, temiz bir sayfa açabilseydik.
Tüm yaşananları silip yeni baştan yazmak,
yaşamak,
yaşarken beğenmediğin yerleri karalayıp yeniden ele almak mümkün olsaydı.
Defter gibi hayatta da istediğimiz yerden yaşamaya başlayabilseydik nerden başlardık acaba.
Bir masal yazar gibi yazabilseydik hayatı ilk cümlemiz,
ilk yaşayacağımız ne olurdu.
Neleri hep kullanır neleri hiç kullanmazdık
yada ne kadar özen gösterirdik hazırlarken.
Nasıl defterin ilk başlarında mükemmel,
harika bir özenle değişen her sayfanın boş temiz sayfanın büyüsünün yerini çekilmez bir duygu nefret alıyorsa
hayatımızı yazarken de
sonlara yaklaştıkça bıkar mıydık?
En önemlisi de defterin son yaprağını en son temiz sayfasını yazarken
hissettiğimiz buruk tebessümü
hayatımızın son anındada yaşayabilecek miyiz?
Yoksa son anda kaçmak mı isteyeceğiz.
Yaşadıklarımızı, kendi yazdıklarımızı istediğimiz her şeyi yapmamıza rağmen bu sondan kaçacak mıyız yine.
Hep daha bitmemişti mi diyeceğiz.
Deftere benzetmek istediğimiz hayatı
defter gibi bitirebilecek miyiz??
_RABİA_
GİTME..
 Gitme ceylan bakışlım, Bırakma beni buralarda, İçime henüz doğmuşken, Ay ışığı gözlerin, Beni buralarda sensiz bırakma,
 Gitme , sevda pınarım, Bırakma beni buralarda, Henüz bir yudum içmişken sevdandan, Yine çöllerde serab aratma,
 Gitme, selvi boylum, Gitme aşığınım, Henüz bulmuşken seni, Sensizliğin senlerini aratma,
 Gitme gün ışığım, Gitme beni gecelere atma, Sensiz günler karanlıkken Geceleri ağlatma,
 Gitme yağmurum,çiğtanem, İçime nazlı nazlı yağan, Kar tanem gitme, Gitme tomurcuk gülüm, Gitme bir tohumda bin açan,
 Gitme damarda kan olup akan, Gitme bende hayat bulan, Bana ölümü yazma, Ölümü yazdırma,
 Gitme sebeb-i hayatım, NE OLUR,
NE OLUR GİTME.
-RABİA-
Ölsem, Ölüp gitsem mesela, Nasıl öldüğümü bilmeden, aniden. Sen gelirsin aklıma yine... Ölüp gittiğime değil de Seni burda yapayalnız, bensiz Koyup gittiğime yanar, yanar içim... Sen aklıma gelince Sessizce akar süzülür gözyaşım. Sevdiğim, yoldaşım, aşkım... Burkulur yanar içim...
(= RABİA =)
Sorma Bana "Hangi Aşk" Diye AŞK… Namlusu kalbime doğrulmuş… Tetikte bekler… Barut değil, gül kokusudur sızan… Ya Rabbim!… Senin sevdiğindir sevgilim… Düşmanın; düşmanım! Bu, benim inancim… Ve aşkım… “Yaratılanı sevmek; Yaratandan ötürü…” Sevebilmek… Sevgiyi Yaratandan ötürü… Derviş; aşk adamı… Dergah; aşkhane… Ibadet; sevgiliye muhabbet… Su nasıl kaynar gönül ateşiyle?… Çiçeklerin zikri nasıldır ve kimler duyar? Ve
Ferhat’ın dağları erittiği ateş, şirin’in aşkından ibaret midir? Sorma bana “Hangi aşk?” diye… Ve aşktan korkma! Bir göz açıp kapayıncaya kadarsa ömür… Aşk sonsuz olmalı… “Aşk nasıl sonsuz olur?” Bunu sormalı… Aşk… Namlusu kalbime doğrulmuşş… Tetikte bekler… Barut değil, gül kokusudur sızan… Gül kokusu; Bulur doğruyu… Namlu kalbime dayanmış… Sorma bana “Hangi aşk?” diye… Ve tetik; Titrer durur “Allah” diye…
»-(¯`v´¯)-» (_RABİA_) »-(¯`v´¯)-»
Hayat; Bir yaşam öyküsüne katlanılamayacak kadar uzun! Bir gülümseyişe, bir kıpırdanışa, bir dokunuşa vakit ayıramayacak kadar kısa!
Hayat; Her anını dibine kadar yaşamaya çalışmak için nefes nefese koşturmayı göze alacak kadar dolu, Bütün yaşadıklarının sadece bir hayal olduklarını hissettirecek kadar boş!
Hayat; Koskoca ömürde "bir yalnız gün daha nasıl geçecek, şu saatler nasıl bitecek" diye şikayet edebilecek kadar muamma! Göz açıp kapayıncaya kadar geçen sürede nihayete erebilecek kadar da basit!
Hayat; Senin tek bir "evet" inle başkalarına bölüştürüp sunabileceğin, nefes alıp verişlerinle "paylaştırabileceğin" kadar hayret verici ve cömert! Tek bir "hayır" ınla herşeyi mahvedebileceğin, yok edebileceğin kadar da cimri ve densiz!
Hayat; Gerçek yaşam öykülerine katlanabilecek gücü bulup, bulaştırıp, daha da büyüğünü oluşturabilecek kadar heybetli ve zor, Her şeyden vazgeçip "yaşama veda etmeyi isteyecek" kadar da güçsüz ve zayıf!
Hayat; Sevmeyi bilecek, bilmiyorsa öğrenecek tadacak, sunacak, paylaşacak ..ve böyle sevgilerle, bütün sevgileri çoğaltabilecek kadar anlam'lı... Nefreti seçip, sıçratmak, sıçrattıkça da o pisliğe bulaşacak kadar anlam'sız...
Hayat; onu kısaltmanın haksızlık olduğunu anlatacak kadar öğretici, Bir daha bulunmayacak, aşınmayacak kadar "tek"...
Yani Yaşama(TEK) hakkın!
Ve son söz “yaşatmak” da senin hakkın!!!...
»-(¯`v´¯)-» (_RABİA_) »-(¯`v´¯)-»
LÜTFEN EMEGE SAYGI GÖSTERELİM EN AZINDAN Bİ YORUMÇOK MU ZOR BİŞİ???
|
|