HAYAT
Keşke hayatta bir defter, bir kağıt parçası gibi insaflı olsaydı.
Keşke hayatta da defter gibi istediğimiz zaman boş, temiz bir sayfa açabilseydik.
Tüm yaşananları silip yeni baştan yazmak,
yaşamak,
yaşarken beğenmediğin yerleri karalayıp yeniden ele almak mümkün olsaydı.
Defter gibi hayatta da istediğimiz yerden yaşamaya başlayabilseydik nerden başlardık acaba.
Bir masal yazar gibi yazabilseydik hayatı ilk cümlemiz,
ilk yaşayacağımız ne olurdu.
Neleri hep kullanır neleri hiç kullanmazdık
yada ne kadar özen gösterirdik hazırlarken.
Nasıl defterin ilk başlarında mükemmel,
harika bir özenle değişen her sayfanın boş temiz sayfanın büyüsünün yerini çekilmez bir duygu nefret alıyorsa
hayatımızı yazarken de
sonlara yaklaştıkça bıkar mıydık?
En önemlisi de defterin son yaprağını en son temiz sayfasını yazarken
hissettiğimiz buruk tebessümü
hayatımızın son anındada yaşayabilecek miyiz?
Yoksa son anda kaçmak mı isteyeceğiz.
Yaşadıklarımızı, kendi yazdıklarımızı istediğimiz her şeyi yapmamıza rağmen bu sondan kaçacak mıyız yine.
Hep daha bitmemişti mi diyeceğiz.
Deftere benzetmek istediğimiz hayatı
defter gibi bitirebilecek miyiz??
_RABİA_
GİTME..

Gitme ceylan bakışlım,
Bırakma beni buralarda,
İçime henüz doğmuşken,
Ay ışığı gözlerin,
Beni buralarda sensiz bırakma,

Gitme , sevda pınarım,
Bırakma beni buralarda,
Henüz bir yudum içmişken sevdandan,
Yine çöllerde serab aratma,

Gitme, selvi boylum,
Gitme aşığınım,
Henüz bulmuşken seni,
Sensizliğin senlerini aratma,

Gitme gün ışığım,
Gitme beni gecelere atma,
Sensiz günler karanlıkken
Geceleri ağlatma,

Gitme yağmurum,çiğtanem,
İçime nazlı nazlı yağan,
Kar tanem gitme,
Gitme tomurcuk gülüm,
Gitme bir tohumda bin açan,

Gitme damarda kan olup akan,
Gitme bende hayat bulan,
Bana ölümü yazma,
Ölümü yazdırma,

Gitme sebeb-i hayatım,
NE OLUR,
NE OLUR GİTME.
-RABİA-
Ölsem,
Ölüp gitsem mesela,
Nasıl öldüğümü bilmeden, aniden.
Sen gelirsin aklıma yine...
Ölüp gittiğime değil de
Seni burda yapayalnız, bensiz
Koyup gittiğime yanar, yanar içim...
Sen aklıma gelince
Sessizce akar süzülür gözyaşım.
Sevdiğim, yoldaşım, aşkım...
Burkulur yanar içim...
(= RABİA =)
Sorma Bana "Hangi Aşk" Diye
AŞK…
Namlusu kalbime doğrulmuş…
Tetikte bekler…
Barut değil, gül kokusudur sızan…
Ya Rabbim!…
Senin sevdiğindir sevgilim…
Düşmanın; düşmanım!
Bu, benim inancim…
Ve aşkım…
“Yaratılanı sevmek; Yaratandan ötürü…”
Sevebilmek…
Sevgiyi Yaratandan ötürü…
Derviş; aşk adamı…
Dergah; aşkhane…
Ibadet; sevgiliye muhabbet…
Su nasıl kaynar gönül ateşiyle?…
Çiçeklerin zikri nasıldır ve kimler duyar?
Ve
Ferhat’ın dağları erittiği ateş, şirin’in aşkından ibaret midir?
Sorma bana “Hangi aşk?” diye…
Ve aşktan korkma!
Bir göz açıp kapayıncaya kadarsa ömür…
Aşk sonsuz olmalı…
“Aşk nasıl sonsuz olur?”
Bunu sormalı…
Aşk…
Namlusu kalbime doğrulmuşş…
Tetikte bekler…
Barut değil, gül kokusudur sızan…
Gül kokusu;
Bulur doğruyu…
Namlu kalbime dayanmış…
Sorma bana “Hangi aşk?” diye…
Ve tetik;
Titrer durur “Allah” diye…
»-(¯`v´¯)-» (_RABİA_) »-(¯`v´¯)-»
Hayat;
Bir yaşam öyküsüne katlanılamayacak kadar uzun!
Bir gülümseyişe, bir kıpırdanışa, bir dokunuşa vakit ayıramayacak kadar kısa!
Hayat;
Her anını dibine kadar yaşamaya çalışmak için nefes nefese koşturmayı göze alacak kadar dolu,
Bütün yaşadıklarının sadece bir hayal olduklarını hissettirecek kadar boş!
Hayat;
Koskoca ömürde "bir yalnız gün daha nasıl geçecek, şu saatler nasıl bitecek" diye şikayet edebilecek kadar muamma!
Göz açıp kapayıncaya kadar geçen sürede nihayete erebilecek kadar da basit!
Hayat;
Senin tek bir "evet" inle başkalarına bölüştürüp sunabileceğin, nefes alıp verişlerinle
"paylaştırabileceğin" kadar hayret verici ve cömert!
Tek bir "hayır" ınla herşeyi mahvedebileceğin, yok edebileceğin kadar da cimri ve densiz!
Hayat;
Gerçek yaşam öykülerine katlanabilecek gücü bulup, bulaştırıp, daha da büyüğünü oluşturabilecek kadar heybetli ve zor,
Her şeyden vazgeçip "yaşama veda etmeyi isteyecek" kadar da güçsüz ve zayıf!
Hayat;
Sevmeyi bilecek, bilmiyorsa öğrenecek tadacak, sunacak, paylaşacak ..ve böyle sevgilerle, bütün sevgileri çoğaltabilecek kadar anlam'lı...
Nefreti seçip, sıçratmak, sıçrattıkça da o pisliğe bulaşacak kadar anlam'sız...
Hayat;
onu kısaltmanın haksızlık olduğunu anlatacak kadar öğretici,
Bir daha bulunmayacak, aşınmayacak kadar "tek"...
Yani
Yaşama(TEK) hakkın!
Ve son söz “yaşatmak” da senin hakkın!!!...
»-(¯`v´¯)-» (_RABİA_) »-(¯`v´¯)-»
LÜTFEN EMEGE SAYGI GÖSTERELİM EN AZINDAN Bİ YORUMÇOK MU ZOR BİŞİ???